Press "Enter" to skip to content

Yarim kalan bir hesap – Guney Amerika 2

admin 0

Biraz evvel yazmaya calistigim yazi buradaki internet cafe’deki uyuz bilgisayar yuzunden ucup gitti, uff sinir oldum. Neyse yeniden birseyler yazmaya calisayim.

2003 yilinda yaptigim bir gezi ile Peru ve Sili’ye gitmis ve bu sayede gormek istedigim bir cok guzel yeri gorebilme sansina sahip olmustum ancak o gezi sirasinda en cok gitmek istedigim yerlerden biri olan Antarktika’ya en yakin yerlere zaman ve para yetersizligi sebebiyle gidemeyip bukuk bir boyunla kos kos Sili’nin baskenti Santiago’dan donmek zorunda kalmistim.

Ve iste zaman intikam zamani, yillardan 2008 ve aylardan Ocak, hayallerle dolu bir Istanbul gunu. Bu yilin basinda kurban bayraminin 4 gun oldugunu bildigim icin sirketten bayram arkasindan kullanmak uzere 2 hafta izin istemistim onlarda sagolsunlar bunu kabul ettiler ve bu sayede 22 gun gezebilecek kadar zamanim oldu. Eh iste bu kadar gunu yillar sonra bir arada goren ben uzak ve zor birseyler yapabileyim diye yerinde duramaz olmustum. Bu noktada 1997 yilinda yaz aylarinda yaptigim dunya turunda dunyaca meshur tren Trans Sibirya Ekspresi ile Sibirya’ya da gitmistim iste buralarin birde kis aylarini merak ettigim icin acaba kisin Sibirya’da donmak nasil olur diye bir kis gezisi planlamistim. Bu planlarimin icine oralara gittigimde Ruslarla daha kolay iletisim kurabileyim diye Rusca ozel ders almaya baslamistim ancak bu gezime katilmak isteyen ve kendisini Yildiz Universitesinde dagcilik yaptigim donemden tanidigim Zeynep arkadasim son anda islerinin cok yogunlasmasi sebebiyle beni ekince birde o ana kadar ogrendigim Ruscam ile ancak pazardan tarzanca alisveris yapabilecek duzeyde kaldigim gercegi yuzume patlayinca bende planlari degistireyim dedim.

Eh simdi elde 22 gun var ve dunya uzerinde gidilebilecek en uzak yerler pek kisitli, bir ara 11 gunlugune 4 kere ucak degistirerek Yeni Zelanda’ya gitmistim o zaman bende yarim kalan hesabi goreyim diye tam tersi yonde olan ve insanlarin Dunyanin Sonu diye adlandirdiklari yer olan Arjantin’in Turkcesi “Ates Topraklari” olan “Tierra Del Fuego” isimli bolgesindeki Ushuaia isimli sehre gideyim ve oradanda yavas yavasa kuzeye dogru gecerek meshur Patagonya’yi goreyim dedim.

Tabii bu plan ancak ekim ayinda netlesmeye basladi ve son anda biriken banka kredi karti puanlarimla zar zor bedavadan bir bilet kaptim.
Sira gezi arkadasina gelmisti ancak her zaman oldugu gibi bir suru arkadasim gelmek istemisti ancak genelde zaman sorunu olmak uzere birde ucak biletlerinin fiyatlarinin son anda ziplamasindan dolayi yine hepsi vazgecerek tek kalmistim kí aklima Patagonya tutkusu hatta takintisi : ) sebebiyle 2003 yilinda benimle Guney Amerika’ya gelen sirketten arkadasim Ipek gelmisti. Eh ben biraz son anda sorunca kendiside son gunlerde karar vererek en azindan benim 3 haftalik gezimin 2 haftasina katilmaya karar verdi.

Ipek’in son anda buldugu bilet benimkinden 1 gun onceydi ve kotu tecrubeleriyle meshur Iberia – Ispanyol havayollariyla ucacaktik. Sagolsun Iberia yuzumuzu kara cikarmadi ve Madrid’te Ipek’i 14 saat gibi minik bir rotarla bekleterek onun Buenos Aires’te ki ucretini odemis oldugu otelin rezervasyonunun yanmasina sebep oldu. Bu endiselerle sira benim ucusuma gelmisti ki pacayi 2 saat rotarla kurtardim.

Ve artik bende Buenos Aires’teyim. Gunlerden 7 Aralik saatler gece 1’i gosteriyor. Hemen havaalanindaki Manuel Tienda Leon isimli otobus sirketi ile Ushuaia’ya ucacagim LAN Argentina havayollarina ait ucagin kalkacagi Buenos Aires’te ki diger havaalani olan Aeroparque Jorge Newbery isimli havalaalanina gectim ve orada Ipek ile bulustum.

Artik sabah saat 05.45 oldu ve Ushuaia ucagindayiz, iki sira arkamizda havaalaninda tanistigimiz Firuz bey ve 3 Turk doktor arkadasi var, onlarda 1 hafta kadar Patagonia taraflarinda gezecekmis.

Bende uykusuzluk korkunc boyutta artik ruya aleminde gibiyim, abuk subuk cumleler kurmaya basladim : ) nihayet ucak kalkti ve 3.5 saat sonra hayallerimdeki yerlerdeyim.
Hava ucaktan inince cok guzel bir sekilde tokatladi bizi. Sulu kar gibi bir hava ve 3 derece. Buenos Aires’in yaklasik 30-35 derece arasinda oldugunu soylersek kendimi pastorize olmus gibi hissetim.

Yaziyi yazdigim su siralarda artik tuslara uykusuzluktan pek duzgun basamaz oldum zira bugun Ushuaia’da cok unlu bir doga parki olan Tierra Del Fuego Milli Parkinda ciddi uzun ve bir o kadarda yorucu sayilabilecek bir trekking yaptik. Ve bu noktada Ipek’i tebrik etmeliyim cunku gikini bile cikarmadi. Kendisi 2003 yilindaki Guney Amerika gezimde hayatinda ilk defa sirt cantali bir gezi yaptigi icin, yine hayatinda ilk defa kamp yapip Peru’da ki en onemli tarihi yerlerden biri olan Machu Picchu dagina ve arkeolojik alanina dogru 5 gunluk bir Inka turu yapmis, yolda “Dead Woman Pass” isimi verilen 4000 metrelik dag gecidinde kar ve dolu yemisti haliyle bu gezide kesin beni dover diye dusunuyordum gidecegimiz yerleri gordukce : )

Neyse bakalim ilerleyen gunlerde yazilari yazmaya devam etmeye calisacagim, bu noktada lutfen sizlerde yazilarin sonrasinda bulunan yorum / cevap ekle gibi bolumlerden bana katilin, goruslerinizi paylasin.

Simdilik pilim bitti gece 1 deki aydinlik havamda Yakyemi isimli otelimsi yerime doneyim. Yarin bizi oradan sutlayacaklar cunku ufak bir yer ve konaklama imkanlari kisitli ve kazik. Baska birilerinin rezervasyonu varmis bizde muhtemelen yakinlardaki sirin ve buzlu : ) bir dag olan kamp alanita cadir kuracagiz gibi gorunuyor ama oncesinde benim deniz feneri sevgim sebebiyle Macellan Bogazi taraflarinda bir gemi turu yapmayi dusunuyoruz o sebeple erken kalkmam lazim.

Simdilik ben gidiyorum, gorusmek uzere. Sakin birseyler yazmayi unutmayin!

Sevgiler

Ba$ar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir