Press "Enter" to skip to content

11 Aralik – Penguenler diyari Isla Magdalena

admin 0

Punta Arenas’a vardiktan sonra otobusun etrafini bos hostal odasi pazarlamak isteyen insanlar doldurdu disaridan soyle bir baktigimizda bir tanesini gozumuze kestirdik ancak Ipek bu aksam cok daha duzgun bir yerde kalsak dedigi icin biraz temkinli olmaya karar verdik cunku ucuz yerlerin cogu genellikle sadece oda veriyor olup banyoyu diger kalanlarla ortak kullanmaniz gerekiyor. Bu sekilde kaldiginizda konaklama ucretinde %50 bir kazanciniz olabiliyor ama sansiniza kulubeden bozma hostallarda cikabiliyor.
Yanimiza gelen bir hanimdan oda ucretinin 8.000 Sili Peso kisi basi vererek kalabilecegimizi ogrendikten sonra gezginin kutsal kitabi adini verdigim Lonely Planet – Arjantin kitabindan Sili’de olmamiza ragmen bu bolgedeki bolumlerden gozumuze 2-3 tane daha duzgun yer kestirdik ve dolasmaya basladik. Ipek her gormek icin girdigimiz Hostal’a hayran olup burada kalalim diyor bir sonrakine gittigimizde yok yok burada kalalim mi diyordu. Benim butcem cok kisitli oldugu icin pahali yerler tuylerimi diken diken ediyordu ama bu gece guzel bir yerde yarin gecede 8.000 ‘lik yerde kalmaya karar verdik. Sonucta otobusten indigimiz yerin 500 metre otesinde fiyati iki kisi 35.000 Sili Pesosu olan ve adi Hostal Patagonico olan gercekten cok guzel, tertemiz bir hostal bulduk hatta sabah kahvaltisi bugune kadar kaldigimiz en guzel kahvaltiydi ve acik bufe mantiginda oldugu icin diger gunlerin intikaminida haince almis olduk.
Hostal’imiza yerlestikten hemen sonra hem dolasmak icin hemde Ipek’in Buenos Aires’e yetisebilmek icin bulmaya calistigi ucak bileti icin disari ciktik.

Gorunum itibariyle Punta Arenas ayni bolgede olmasina ragmen Ushuaia’dan kat kat daha fazla gelismis bir sehir, modern binalarin yaninda koloni doneminden kalma cok guzel eski binalarda var. Sehirin ortasinda kucuk bir parkta oturup dinlenebilirsiniz. Hatta parkta oturan kizlarin kikirdak bir sekilde attiklari laflarla onlarin isteklerine dayanamayip fotograflarini cekebilirsiniz : )

Ilk isimizi gerceklestirmek icin Ipek kendine Arjantin Havayollarindan 323 ABD$’na bir bilet rezervasyonu yaptirdi ve artik stresli halinden kurtuldu. Aslinda bu bileti 1 ay oncesinden alma imkanimiz olsaydi 200$’a bulabilecektik ama zaten Ipek’in gelisi son anda oldugu icin bunu basaramadik.
Sonraki hedefimiz penguenler adasi Isla Magdalena icin yarin oglen 15.30’da kalkacak olan gemiye bilet almak oldu. Aslinda ayni adaya sabah erkenden giden Zodiak bot var ama bu bot dalgali denizde bizi ayran gibi yapabilecegi icin ve birazda pahali oldugu icin tercih etmedigimiz bir secenek oldu.
Penguen biletimizden sonra 12 Aralik sabahi gidecegimiz daglar, goller ve buzullar diyari Torres Del Paine milli parki icin sanirim oralarin Varan Turizm’i olan duzgun Buses Fernandez isimli otobus sirketinden kisi basi 6.000 Sili Peso karsiligi biletlerimizi aldik.

Planlarimiz gayet yolunda gidiyordu artik huzur icinde acliktan canlar calan karnimizi doyurmaya sira gelmisti ve bunun icinde sokaklarda gezinirken Tierra Del Fuego bilmem ne sosyal tesisleri gibi olan El Estribo isimli bir lokanta bulduk.
Lokantanin yemekleri Tipico Magallânico olarak adlandirilan bolge yemeklerinden olusuyordu. Ben etobur bir ruh halinde oldugum icin Lomo (koyun) cesitlerinden bir yemek soyledim ama Ipek’in soyledigi Pailla Marinera isimli deniz urunleri corbasinin gorunumu muhtesemdi. Icindeki midyelerin boyutu ve lezzeti Turkiye yediklerimizden cok cok daha fazlaydi. Diger bir denemem ise Calafate Sour Patagonico isimli Pisco’lu kokteyl idi. Tadi hafif eksi visne surubuna benzeyen ama yoresel bir icki olan Pisco’nun verdigi aci tadla birlikte bardagin kenarlarina surulmus toz seker ile icildiginde cok keyifli bir tad veren ickiydi.
Mukellef : ) aksam yemegimizi yedikten sonra gevsemis bir sekilde hostalimiza gectik ve yarin ki yogun gunumuz icin uykuya cekildik.

Sabah mukemmel kahvaltimiz sonrasi Ipek’in rezerve ettigi ucak biletini baska bir alternatif bulamadigimiz icin satin almak uzere havayollari acentesine gittik, daha sonra sehirdeki guzel bir muze olan Naval muzesine yani “Deniz Tarihi” muzesine gittik. Burada dolasirken arkamizdan “Dunya ne kadar kucuk” diye Turkce bir cumle isittikten sonra arkamiza dondugumuzde Buenos Aires’ten Ushuaia’ya ucarken Turkce konusmalarimiz sayesinde tanistigimiz Istanbullu Firuz bey ve arkadaslariyla karsilastik. Onlar ilk gun bizimkinden farkli olarak Patagonya’nin yukari bolgeleri olan El Calafate’tan Ushuaia’ya ineceklerdi ve bu planlarin cakismasiyla bugun hemen hemen orta nokta olan Punta Arenas’ta bir muzede karsilasmis olduk. Karsilasmanin heyecani ile karsilikli anilarimiz ve tecrubelerimizi paylastiktan sonra birbirimize cesitli tavsiyeler verip birbirimize mail adreslerimizi verdik ve vedalastik.
Biraz fazla vakit gecirmisiz ki 15.30’da Punta Arenas’in disindaki bir limandan kalkacak olan gemiye gecikme riski oldugunu farkettik o yuzden kostur kostur Macellan caddesine ciktik ve limana giden dolmuslardan olan 15 numarali “Collectivo”yu beklemeye basladik. Stres olmazsa olmaz ki butun 15 numarali collectivolar ya dolu ya da tek kisilik yer var. En sonunda bir taneye tikistik ve limana vardik. Limana vardigimizda gecen gunku gorunum tekrar etti ve bizi bir cikarma gemisinin bekledigini farkettik.
Artik cikarma gemisindeyiz ve ustunde 300.000 kadar penguenin mutlu mesut yasadigi Isla Magdalena adasina dogru yoldayiz. Gemimiz ciddi guvenlik kurallarinin uygulandigi bir gemi ve gidecegimiz yer Penguenlerin ulkesi oldugu icin onlarin kurallarina uymamiz gerekiyordu. Bu konuda Gestapo’dan hallice olan bir hanim rehberimiz Ingilizce bagira bagira bagira kurallari ve bolgenin tarihcesini bizlere anlatiyordu, hatta bir ara kendi aralarinda sakalasan birilerine bozulup dikkatimi dagitiyorsunuz diyerek kizmisti bile. Anlatimin Ispanyolcasinida kizi oldugunu dusundugumuz diger kisi yapiyordu.

Adaya vardigimizda geminin onundeki kapak acildi ve allah allah sesleriyle penguenlerin arasina dalmaya basladik ki onlarda vuenk vuenk sesleriyle merakli bakislarla bizim uzerimize dogru gelmeye basladilar. Hepsi cok sirindi, paytak paytak etrafimizda yuruyorlardi. Ushuaia’da yaptigimiz tur icinde penguenlere cok yaklasamamistik ama bu sefer yan yanayiz. Yine insanin icinden onlari sevmek geliyor ama sikiysa yapin, elinizi yaklastirdiginizda hemen kafalarini yana egiyorlar ve gagalariyla isirma – koparma pozisyonunu aliyorlar.
Adanin diger bir guzelligi kirmizi gagali martilar, degisik diger kuslarinda yasadigi uzerinde kocaman bir deniz fenerinin de bulunmasi. Ada o kadar guzeldi ki bize taninan 1 saat surenin nasil tukendigini fark edemedim, yuzlerce digital ve dia fotograf cektim. Bazi penguenlerin yuvalarina azicik sokulup gri civcivimsi penguen yavrulariyla vedalastiktan sonra gemiye Gestapo hanimin go go go sesleriyle hemencecik geri donduk.

Isla Magdalena – Sili / Punta Arenas – Aralik 2008
Fotograf: Ipek Kayalar

Punta Arenas’a vardigimizda daha once sozlestigimiz ucuz aile hostal’inin sahibi olan cocuk minibusunun yaninda bizi bekliyordu. Arada doldurdugu diger Israilli genclerle birlikte tikis tikis yeni hostalimiza gectik. Hostal’in kapisinda cocuk yeni satin aldiklari minibuslerini gururla bize anlatti. Daha sonra kendisiyle yaptigim sohbette butun hayat hikayesini de ogrenmis oldum : )

Artik gun bitti ve sabahki sirt cantasi hazirliklarimizi yapip uykuya cekildik.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir