Press "Enter" to skip to content

17-18 Aralik – El Chalten / Cerro Torre ile Fitz Roy

admin 0

Sabah otobusumu kaciririm diye pek uyuyamadim, ustelik geceyarisina kadar kaldigimiz yerin bilgisayarinda gezgor.com’u guncelledim.
Saat 7’de toplanmamizi tamamlayip kahvaltiya gittik, bu sefer kadin kahvalti icin para istemedi ama muthis hesap kabiliyetini sergiledi. Kendi hesabimi kapatmak icin duvarda dolari 3.3’e aliriz yazilarina karsilik 100$ verdim ve toplam 251.5 tutan hesabimin ustunu beklemeye basladim, hatta kolay olsun diye 1.5 bozuk para da verdim ancak kadin bloke oldu, 80 pesoyu bir turlu hesaplayamiyor, olmadi hesap makinesi aldi yine olmadi yardim cagirdi sanki trigonometrik hesap yapiyormus gibi vee sonunda 80’imi verebildi.

Kahvaltimizin ardindan sira vedalasmaya geldi, sagolsun Ipek beni can yerimden vuran bir hediye verdi; Antarktika resimli bir kitap ayraci, ahh ah bir gun oraya da gidecegimmm.
Vedalasma sonrasi ben otobusun kalkacagi yere dogru tirmanmaya basladim ve saat 08.00’de El Chaltene dogru 3.5 saat surecek yolculuguma basladim.
Saat 11.30 sularinda El Chalten girisindeki Milli Parklar kontrol noktasinda durduk. Herkes iceri girerek park ile ilgilili Ingilizce ve Ispanyolca olarak iki farkli yerde verilen brifingi dinlemeye basladi.

Burada adamlarin doga bilincini bir kere daha fark ettim, bizim dagcilik kulubunde verdigimiz egitimdeki gibi bilgiler veriliyordu. Sigara atmayin, coplerinizi geri getirin, dislerinizi su kaynagindan en az 100 adim otede fircalayin ki su icindeki mikro organizmalar zarar gormesin, sehirdeki kopekleri beslemeyin ki dagda sizi takip edip diger canlilara zarar vermesin.
Butun bu bilgiler sonrasi bugun ve sonaki gunler icin basinc ve hava degisim bilgilerini de aldiktan sonra 600 kisinin yasadigi El Chalten kasabasinin merkezine dogru hareket ettik.

Aksam olana kadar bir sonraki duragim olan Bariloche icin bilet aradim ancak bu hafta butun otobuslerin dolu oldugunu ogrendigimde yikildim. Sonra bari tirmanis icin enerji olsun diye spagetti ve patates kizartmasindan olusan bir ogle yemegi yiyerek yeni planlar dusuneyim dedim.

Yemek sonrasi oradaki uc firmadan biri olan Caltur firmasindaki kizin onerisiyle birlikte La Lengas isimli firmanin ulkenin en dogusundaki Atlantik okyanusu kiyisindaki Piedra Buena isimli yere 6 saatlik bir yolculuk yapmak uzere minibusune bilet aldim.
Oradakilere gore Piedra Buena’da 4 sirket oldugu icin ve buralarin tersine oralardan sonra yol asfalt oldugundan kolayca! gidebilecektim.

Biraz rahatlamistim, sira artik yapacagim 2 gunluk trekking icin yiyecek almaya gelmisti ve cevredeki bir marketten hemen jambon, sosis, kasar peyniri, cikolata v.s. alarak sirt cantami sirtlanip yola koyuldum.

Hedefim 10 km otedeki Camp Agostini isimli yer, egim yumusak ve tabelalara gore 2.5 saatte varmak mumkun ama Sili’de ki tabela macerasindan sonra temkinliyim.Bu sefer tabelada farkli olarak cevrede gorebilecegim hayvan turleriyle de ilgili bilgiler var. Bu bilgilerden bir tanesi her yerde resmini gordugum Pumalarla ilgiliydi. Uyari olarak Puma yazan yerin karsisinda soyle yaziyordu; Sayet Puma gorduyseniz cok sanslisiniz 🙂

Etraf gorsel olarak cok guzel ve rahat. Gercekten 2.5 saat sonunda buralardaki en onemli zirvelerden biri olan Cerro Torre isimli dagin hemen yani basindaki Laguna Torre isimli golun oradaki kamp yerime hava kararmaya baslarken varmistim. Park girisinden aldigim basinc degisimleri bilgisinden tahmin ettigim uzere firtinamsi esen bir ruzgarla karsilastim, hemen cadiri sabitleyerek kurup icine girdim, hava biraz durulunca Istanbuldan bu yana cantamda tasidigim erzaktan kendime guzel bir bulgur pilavi yaptim hemde soslu sosis suyuna, arkasindan da jambonlari lupletip uykuya cekildim.

Sabah gerine gerine uyanip epey yavastan alarak cevreyi gezip fotograf cektim, etrafta gunubirlik buralari gezen insanlar vardi sonra toplanip saat 16.00 civarinda buralarin yakinindaki diger bir rota olan goller bolgesindeki Poincenot kampina dogru yurumeye basladim. Dunkunun aksine bu sefer orman icine dogru dik tirmanan bir patikayla karsilastim, sirt cantalarim cok agir oldugu icin yine kaplumbagaya donmustum, kamp yerinden ciktiktan 3 saat kadar sonra buradaki en onemli dag olan Fitz Roy isimli dagin altindaki kamp yerine varmistim, burada kisa sure dinlendikten sonra El Chalten’e geri donmeye karar verdim cunku minibus sabah 05.30’da kalkacakti ve kasabada kalmak gece yurumekten daha dogru olacakti. Sonucta saat 22.00 civarlarinda yorgun argin olarak dunku disinda 20 kilometre daha yuruyerek kasabaya varmistim. Kasabada kamp kuracak guzel yerler varken bu sefer normal bir yatakta yatayim bari diyerek evvelki gun adres sormak icin konustugum bir adamin hosteline gittim.

Yorgun argin iceri girdigimde adam ingilizce bilmedigi icin karisiyla konusarak icinde baska bir kisininde oldugu bir oda aldim, yorgun oldugum icin baska yer aramak istemedim. Sonra aksam yemegi yenen yerde neseyle karisik bir gurultu duydum, meger baska gezgin misafirleriyle birlikte yemek yiyorlarmis. Iceride benim nereli oldugumu konusuyorlarmis, Turkiye deyince buyuk bir nese ve tebrik ile heyecanli sesler yukseldi. Grup neselerinden kolayca tahmin edilebilecegi uzere 2 genc kiz ve bir yasli hanimdan olusan Italyanlardan olusuyordu. Hemen kaynastik hatta oyle bir kaynasmisiz ki yarim saat sonra baska bir sehire gece yolculugu yapmak uzere hostelden ayrilirken sanki aylardir birlikeymisiz gibi bana sarilip opusup iyi yolculuklar diledik birbirlerimize. Son anda ogrendigim kadariyla 60 kusur yaslarinda olan hanim Turkiye’de aralarinda Erzurum, Trabzon, Konya, Rize gibi bir cok sehrimizi gezmis ve buralari cok cok begenmis. Onlari ugurladiktan sonra kapinin onunde gordugum buralardaki ilk kediyi yakalayip guzelce sevdikten sonra dusumu alip yattim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir